Kamu görevlilerinin atanma ve nakil istemlerinin reddine ilişkin davalarda yetki uyuşmazlığı sıkça yaşanmaktadır. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun 2011/644 E. sayılı kararında, nakil hakkı tanınması isteminin reddine ilişkin davada yetkili mahkemenin belirlenmesinde hangi ilke benimsenmiştir? Bu karardaki çoğunluk ve azınlık görüşlerinin temel dayanakları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320293

Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun (İDDK) 2011/644 E., 2011/675 K. sayılı kararında, nakil hakkı tanınması isteminin reddine ilişkin davada, yetkili mahkemenin davacının görev yaptığı yer mahkemesi olduğu, yani özel yetki kuralı olan İYUK m. 33/1'in uygulanması gerektiği ilkesi benimsenmiştir. Karardaki görüşlerin temel dayanakları şunlardır: * **Çoğunluk Görüşü (Geniş ve Fonksiyonel Yorum):** Bu görüş, 'nakil işlemleri' kavramının geniş ve kapsayıcı bir şekilde yorumlanması gerektiğini savunur. Buna göre, sadece bir yerden bir yere fiilen yapılan atama (nakil) işlemi değil, aynı zamanda bu nakli talep etme ve bu talebin reddedilmesi gibi, nakil süreciyle ilgili tüm işlemler 'nakil ile ilgili davalar' kapsamındadır. Davacının 4046 sayılı Kanun uyarınca nakil hakkı tanınan personel olup olmadığının tespiti ve bu yöndeki talebinin reddi, doğrudan onun nakil statüsüyle ilgilidir. Dolayısıyla, bu tür bir uyuşmazlık, kamu görevlilerinin nakilleri ile ilgili özel yetki kuralını düzenleyen İYUK m. 33/1 kapsamında değerlendirilmelidir. Bu nedenle yetkili mahkeme, davacının görev yaptığı yer olan Trabzon İdare Mahkemesidir. * **Azınlık (Karşı Oy) Görüşü (Dar ve Lafzi Yorum):** Bu görüşe göre, dava konusu işlem bir 'atama' veya 'nakil' işlemi değildir; aksine, 'atanma isteminin reddi' işlemidir. Ortada fiili bir nakil olmadığından, İYUK m. 33'teki özel yetki kuralı uygulanamaz. Yetki, genel kural olan İYUK m. 32/1'e göre belirlenmelidir. İşlemi tesis eden idari merci (TEDAŞ Genel Müdürlüğü) Ankara'da olduğu için, yetkili mahkeme Ankara İdare Mahkemesi olmalıdır. İDDK, çoğunluk görüşünü benimseyerek, kamu görevlilerinin statülerine ilişkin bu tür uyuşmazlıklarda, konunun özünün 'nakil' hakkıyla ilgili olduğunu kabul etmiş ve davacının kendi görev yerindeki mahkemede dava açabilmesini sağlayan fonksiyonel yorumu tercih etmiştir. Bu, Danıştay'ın yerleşik içtihadı haline gelmiştir.