Boşanma davasından feragat edilmesi, aynı dava içinde talep edilen mal rejiminin tasfiyesi davasını nasıl etkiler? Yargıtay 2. HD'nin 2017/3018 K. sayılı kararına göre, mahkemenin bu durumda vermesi gereken karar ne olmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320289

Boşanma davasından feragat edilmesi, evlilik birliğinin devam ettiği anlamına gelir. Mal rejiminin tasfiyesi davasının görülebilmesi için ise, mal rejiminin sona ermesi gerekir. TMK m. 225 uyarınca, boşanma halinde mal rejimi 'dava tarihi' itibarıyla sona erer, ancak bu sona erme, boşanma kararının verilip kesinleşmesine bağlıdır. Davacı, boşanma davasından feragat ettiğinde, boşanma gerçekleşmeyeceği için mal rejimi de sona ermemiş olur. Mal rejiminin tasfiyesi davasının 'görülebilirlik ön koşulu' ortadan kalkar. Yargıtay 2. HD'nin 2017/3018 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, doğmamış bir haktan (tasfiye alacağı hakkı henüz muaccel olmamıştır) feragat mümkün olmadığından, davacının feragati mal paylaşımı davası açısından hukuki bir sonuç doğurmaz. Bu durumda mahkemenin vermesi gereken doğru karar, mal paylaşımı davasını 'feragat nedeniyle reddetmek' değil, 'görülebilirlik ön koşulu (davanın dinlenebilirlik şartı) gerçekleşmediği için usulden reddetmektir'. Boşanma davası feragatle reddedildiği için, mal paylaşımı davası da dayanaksız kalmıştır. Mahkemenin feragat nedeniyle davanın reddine karar vermesi, sanki davacının mal paylaşımı hakkından esastan vazgeçtiği gibi yanlış bir sonuca yol açabileceğinden, usulden ret kararı verilmesi hukuken daha doğrudur. Bu karar, davacının ileride yeniden boşanma davası açması halinde mal paylaşımı talep etme hakkını saklı tutar.