Sanığın sorgusu ile ek savunma alınması aynı hukuki nitelikte midir? Zorunlu müdafii hazır olmadan yapılan usulsüz bir sorgu, daha sonraki celselerde usulüne uygun ek savunma alınmasıyla telafi edilebilir mi? Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2014/2038 K. sayılı kararını esas alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320276

Hayır, sanığın sorgusu ile ek savunma alınması aynı hukuki nitelikte değildir ve biri diğerinin yerine geçmez. Usulsüz bir sorgu, sonradan ek savunma alınmasıyla telafi edilemez. * **Sorgu (CMK m. 147):** Sorgu, sanığın kimlik tespiti yapıldıktan sonra, üzerine atılı suçun ve yasal haklarının anlatılarak, iddialara karşı savunmasının alındığı temel ve zorunlu bir yargılama işlemidir. Özellikle alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda müdafiin hazır bulunması zorunludur (CMK m. 150/3). Sorgu, sanığın savunma hakkını ilk ve en temel düzeyde kullandığı aşamadır. * **Ek Savunma (CMK m. 226):** Ek savunma ise, sorgudan sonra, yargılamanın ilerleyen aşamalarında suç vasfının değişmesi veya cezanın ağırlaşması gibi özel durumlar ortaya çıktığında, sanığa bu 'yeni duruma' karşı tanınan ek bir savunma hakkıdır. Ek savunma, usulüne uygun yapılmış bir sorgunun varlığını ve tamamlandığını varsayar. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2014/2038 K. sayılı kararında, sanığa yasal hakları hatırlatılıp iddianame okunsa da zorunlu müdafii hazır olmadığı için yapılan kısa beyan alımının 'sorgu' niteliğinde sayılamayacağı belirtilmiştir. Bu temel eksikliğin, ilerleyen celselerde zorunlu müdafi katılımıyla dahi giderilmediği ve sonradan verilen ek savunma hakkının da CMK m. 147 anlamında bir sorgu niteliği taşımadığı vurgulanmıştır. Dolayısıyla, usulüne uygun bir sorgu yapılmadan (örneğin zorunlu müdafi olmaksızın) yargılamaya devam edilmesi ve hüküm kurulması, savunma hakkının esastan ihlalidir ve bu eksiklik, sonradan 'ek savunma' alınmasıyla giderilemez. Bu durum, mutlak bir bozma nedenidir.