Zincirleme suç (TCK m. 43) hükümlerinin uygulanması, sanığa ek savunma hakkı verilmesini gerektirir mi? Bir davada zincirleme suç kapsamında kalan eylemlerden sadece birisi hakkında iddianame düzenlenmişse, mahkeme diğer eylemleri de kapsayacak şekilde ek savunma vererek TCK m. 43'ü uygulayabilir mi? Yargıtay'ın yaklaşımını açıklayınız.
Bu sorunun iki yönü vardır ve Yargıtay kararlarında farklı şekilde ele alınır: 1. **İddianamede Anlatılan Fiiller İçin TCK m. 43 Uygulanması:** Eğer iddianame, zincirleme suçu oluşturan tüm fiilleri anlatıyor ancak sevk maddeleri arasında TCK m. 43'ün uygulanmasını talep etmiyorsa, mahkeme TCK m. 43'ü uygulamadan önce sanığa ek savunma hakkı vermelidir. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2017/3439 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, TCK m. 43'ün uygulanması temel cezanın artırılması sonucunu doğurduğundan, bu durum CMK m. 226/2 kapsamına girer ve ek savunma hakkı verilmeden uygulanması savunma hakkının kısıtlanmasıdır. 2. **İddianamede Anlatılmayan Fiillerin Zincirleme Suç Kapsamına Alınması:** Eğer iddianame, zincirleme suçu oluşturan eylemlerden sadece birini dava konusu yapmışsa, mahkeme, yargılama sırasında ortaya çıkan diğer eylemleri de kapsayacak şekilde, ek savunma vererek TCK m. 43'ü uygulayamaz. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2014/12911 K. sayılı kararında vurgulandığı gibi, bu durum 'davasız yargılama olmaz' (CMK m. 225) ilkesine aykırıdır. Zincirleme suç, hukuken tek suç sayılsa da, aslında birden fazla suç fiilinden oluşur. Hakkında dava açılmamış bir fiilden dolayı yargılama yapılıp hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemenin yapması gereken, iddianamede yer almayan diğer fiiller için Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmak, bu fiiller için de dava açılmasını sağlamak ve sonrasında davaları birleştirerek TCK m. 43'ü uygulamaktır. Sadece ek savunma ile yetinilmesi hukuka aykırıdır.