Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2011/15412 E. sayılı kararında, polis memurlarının hukuka aykırı alıkoyma eylemi hangi suç olarak nitelendirilmiştir? Bu kararda, memurların 'Nöbetçi Cumhuriyet Savcısından gözaltı talimatı verildiği takdirde...' şeklindeki usule uymamalarının, suçun oluşumundaki rolü nedir?
Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2011/15412 E., 2013/6043 K. sayılı kararında, polis memurlarının hukuka aykırı alıkoyma eylemi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109. maddesinde düzenlenen 'Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma' suçu olarak nitelendirilmiştir. Kararda belirtilen usule uymamanın suçun oluşumundaki rolü kritiktir. Yargıtay'a göre, ortada adli bir soruşturmayı gerektirecek suç şüphesi bulunmadığı için CMK m. 90 ve 91'deki yakalama ve gözaltı koşulları oluşmamıştır. Memurların bu koşullar yokken kişileri zorla alıkoyması, eylemin hukuka aykırılığının temelini oluşturur. Eğer ortada bir suç şüphesi olsaydı dahi, memurların izlemesi gereken usul, Yakalama ve Gözaltına Alma Yönetmeliği'nin 6. maddesi uyarınca, durumu 'derhal Cumhuriyet Savcısına bildirmek' ve onun talimatına göre hareket etmektir. Savcının gözaltı talimatı vermesi halinde, bu talimata istinaden doktor raporu alınıp nezarethane defterine kayıt yapılarak kişiler nezarete konulabilirdi. Ancak karardaki olayda, polis memurları bu işlemlerin hiçbirini yapmamış, savcıya bilgi vermeden ve talimat almadan, tamamen mevzuat dışı hareket ederek mağdurları yaklaşık 2-3 saat boyunca hukuka aykırı olarak alıkoymuşlardır. Bu usulsüzlük, eylemin 'görevin ifası' veya 'kanunun emrini yerine getirme' gibi bir hukuka uygunluk nedeni kapsamında değerlendirilmesini engellemiş ve TCK m. 109'daki suçun tüm unsurlarıyla (cebir kullanarak bir yere gitme veya bir yerde kalma hürriyetinden yoksun bırakma) oluştuğu sonucuna varılmasına neden olmuştur.