Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, müteveffanın geliri olarak hangi tarihteki asgari ücretin esas alınması gerekir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2011/351 K. sayılı kararında bu konudaki uyuşmazlık nasıl çözülmüştür ve bu çözümün dayanağı olan Borçlar Kanunu hükümleri nelerdir?
Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken, 'hüküm tarihine en yakın tarihteki' bilinen verilerin, dolayısıyla en güncel asgari ücretin esas alınması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2011/351, K. 2011/386 sayılı kararında bu ilke net bir şekilde ortaya konmuştur. Uyuşmazlık, tazminatın ödemenin yapıldığı tarihteki asgari ücrete göre mi, yoksa hüküm tarihindeki asgari ücrete göre mi hesaplanacağı noktasında toplanmıştır. HGK, hüküm tarihine en yakın tarihteki asgari ücretin esas alınması gerektiği yönündeki Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğine karar vermiştir. Bu çözümün yasal dayanağı, 818 sayılı eski Borçlar Kanunu (ve 6098 sayılı TBK'daki paralel hükümler) ve cismani zararların hesaplanmasındaki genel ilkelerdir. * **BK m. 46/2 (TBK m. 54):** Bu madde, cismani zararın kesin sonuçlarının hüküm anında tam olarak belirlenememesi halinde, hakimin inceleme yetkisini saklı tutabileceğini öngörür. Bu hükümden, zararın mümkün olan en geç tarihteki, yani 'hüküm anındaki' duruma göre hesaplanması gerektiği ilkesi çıkarılır. Amaç, gerçek zarara en yakın tazminatı belirlemektir. * **BK m. 45 (TBK m. 53):** Destekten yoksun kalma tazminatını düzenleyen bu madde, geleceğe yönelik bir zararın tazminini amaçlar. Gelecekteki gelir kayıplarını en doğru şekilde tahmin edebilmek için, en güncel ve bilinen verilerin (en güncel asgari ücret, en güncel yaşam tabloları vb.) kullanılması hakkaniyete ve gerçek zarar ilkesine daha uygundur. Bu nedenle, ödeme veya kaza tarihindeki eski veriler yerine, yargılamanın son aşamasındaki güncel verilerle hesaplama yapılması, mağdurun zararının tam olarak karşılanmasını sağlar.