Bir trafik kazasında desteklerini kaybeden hak sahiplerine, sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme sonrası alınan 'ibraname'nin hukuki niteliği ve geçerliliği nedir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2011/351 K. sayılı kararı ışığında, bu ibranamelerin 'kesin' bir borç sona erdirme belgesi olarak kabul edilmemesinin yasal dayanağı nedir?
Kazadan kısa bir süre sonra, zararın tam kapsamı henüz belli değilken sigorta şirketleri tarafından alınan ibranameler, hukuken 'kesin' bir ibra niteliği taşımaz ve borcu tamamen sona erdirmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2011/351, K. 2011/386 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, bu tür belgelerin hukuki niteliği 'avans makbuzu' olarak kabul edilmelidir. Bu kabulün yasal dayanağı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111. maddesidir. KTK m. 111/1, 'Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir.' hükmünü amirdir. Maddenin ikinci fıkrası ise, 'Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.' demektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı gibi geleceğe yönelik ve hesaplaması teknik bilgi gerektiren zararlarda, kazadan hemen sonra sigorta şirketinin hesaplayıp ödediği miktarın, gerçek zararı karşılamaması kuvvetle muhtemeldir. Hak sahibinin bu aşamada imzaladığı ibraname, onun yasal haklarını tam olarak bilmeden, baskı altında veya acil para ihtiyacıyla imzaladığı ve gerçek zararın çok altında kalan bir belge olabilir. Bu nedenle, KTK m. 111 uyarınca, bu tür ibranameler, hak sahibinin daha sonra ortaya çıkacak bakiye zararını talep etme hakkını ortadan kaldıran 'sorumluluğu daraltan' geçersiz bir anlaşma olarak nitelendirilir. Hak sahipleri, yapılan ödemeyi mahsup ederek, bakiye destekten yoksun kalma tazminatı için dava açma hakkına sahiptirler. İbraname, sadece yapılan ödemenin bir kanıtı (avans makbuzu) olarak işlev görür.