6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesiyle birlikte, ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı definin ileri sürülme süresi ve usulü nasıl değişmiştir? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/5261 E. sayılı kararı bu konuda hangi HMK maddelerine atıf yapmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320231

6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesi, ıslaha karşı zamanaşımı definin ileri sürülme usulünü ve süresini temelden değiştirmiştir. 1086 sayılı HUMK döneminde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar veya en geç ilk oturumda zamanaşımı defi ileri sürülebiliyordu. Ancak 01.10.2011'de yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK, iş davaları gibi basit yargılama usulüne tabi davalarda dilekçe teatisi aşamasını yeniden düzenlemiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017/5261 E., 2017/9964 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, artık ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı defi, HMK'nın basit yargılama usulündeki cevap süresine ilişkin hükümlerine göre ileri sürülmelidir. Karar, HMK m. 317/2 ve m. 319'a atıf yapmaktadır. HMK m. 319, savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağının cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağını düzenler. Islah, davacının iddiasını genişletmesi anlamına geldiğinden, davalıya da bu yeni iddiaya karşı savunma yapma hakkı tanınmalıdır. Bu savunma hakkı kapsamında zamanaşımı defi de bulunmaktadır. HMK m. 317/2, cevap süresini 'dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta' olarak belirlemiştir. Bu hükmün kıyasen uygulanmasıyla, davalı, kendisine tebliğ edilen ıslah dilekçesine karşı, tebliğden itibaren iki haftalık süre içinde vereceği bir dilekçe ile zamanaşımı definde bulunmalıdır. Bu süre içinde yapılmayan zamanaşımı defi, davacının açık muvafakati olmadıkça dikkate alınmaz.