CMK m. 91/7 uyarınca, gözaltına alınan kişinin en geç yasal süreler sonunda Sulh Ceza Hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilmesi ve sorguda müdafiin hazır bulunması zorunluluğu, hangi temel ceza muhakemesi ilkelerinin bir yansımasıdır? Bu zorunluluğun ihlali halinde elde edilen delillerin hukuki niteliği ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320222

Bu zorunluluk, plusieurs temel ceza muhakemesi ilkesinin bir yansımasıdır: 1. **Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı (Anayasa m.19, AİHS m.5):** Gözaltı gibi özgürlüğü kısıtlayıcı bir tedbirin meşruiyetinin ve devam edip etmeyeceğinin bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesini sağlar. 'Habeas Corpus' ilkesinin modern bir görünümüdür. 2. **Adil Yargılanma Hakkı (Anayasa m.36, AİHS m.6):** Savunma hakkının temel bir unsuru olan 'müdafi yardımından yararlanma' ve 'silahların eşitliği' ilkelerini güvence altına alır. Şüphelinin, hukuki bilgiye sahip olmayan bir birey olarak devletin iddia makamı karşısında yalnız bırakılmamasını, sorgu sırasında haklarını bilmesini ve kendini etkin bir şekilde savunmasını sağlar. 3. **Hukuka Uygun Delil Elde Etme İlkesi (CMK m. 217/2):** Müdafiin hazır bulunması, sorgunun kanuna uygun yöntemlerle yapılmasını (örneğin, işkence, kötü muamele, yasa dışı vaatlerin engellenmesi) temin eder. Bu zorunluluğun ihlali, yani şüphelinin yasal süreler içinde hakim önüne çıkarılmaması veya sorgusunun zorunlu müdafi olmaksızın yapılması, CMK m. 148'de belirtilen 'yasak usullerle' ifade almaya yaklaşan bir durum yaratır. Bu şekilde elde edilen ikrar veya diğer beyanlar, CMK m. 217/2 uyarınca 'hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil' niteliğinde olup, hükme esas alınamaz. Bu durum, mutlak bir bozma nedeni teşkil eder.