CMK m. 91'in gerekçesinde, karşılaştırmalı hukukta gözaltı sürelerine (Kanada'da 24 saat, Almanya'da 48 saat) atıf yapılmaktadır. Türk hukukundaki azami gözaltı sürelerini (bireysel, toplu, kolluk kararıyla) ve bu sürelerin AİHS m. 5'te yer alan 'makul süre' ilkesi açısından nasıl değerlendirilebileceğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320221

Türk hukukunda gözaltı süreleri CMK m. 91'de kademeli olarak düzenlenmiştir: - **Bireysel suçlarda (genel kural):** Yakalama anından itibaren 24 saat. Bu süreye yol süresi (en fazla 12 saat) dahil değildir (CMK m. 91/1). - **Toplu suçlarda:** Savcı kararıyla her defasında 1 gün olmak üzere 3 gün uzatılabilir. Böylece toplam süre 4 güne (24 saat + 72 saat) çıkabilir (CMK m. 91/3). - **Kolluk kararıyla (istisnai hal):** Suçüstü halinde katalog suçlarda 24 saate, toplumsal olaylarda ise 48 saate kadar gözaltı kararı verilebilir. Ancak kişi serbest bırakılmazsa en geç 48 saat (bireysel) veya 4 gün (toplu) içinde hakim önüne çıkarılmalıdır (CMK m. 91/4). AİHS m. 5, kişi hürriyetini güvence altına alır ve gözaltı sürelerinin 'makul' olmasını şart koşar. AİHM, 'makul süre'yi her davanın kendi koşullarına göre değerlendirir. Gerekçede belirtilen Almanya (48 saat) ve Kanada (24 saat) örnekleri, Batı demokrasilerindeki genel eğilimin kısa gözaltı süreleri yönünde olduğunu göstermektedir. Türk hukukundaki 24 saatlik temel süre bu standartlarla uyumludur. Ancak toplu suçlarda 4 güne kadar uzayabilen süre, AİHM içtihatlarında 'terör suçları' gibi istisnai durumlar için kabul edilebilir görülmektedir. CMK m. 91/3'teki uzatma gerekçeleri ('delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu') bu istisnai durumu karşılamayı hedefler. CMK m. 91'in gerekçesinde de belirtildiği gibi, bu süreler azami sürelerdir ve her olayda keyfi olarak sonuna kadar kullanılmamalı, soruşturmanın gerektirdiği en kısa süreyle sınırlı tutulmalıdır. Sürelerin AİHS'e uygunluğu, sadece kanundaki yazılı sınırlara değil, aynı zamanda uygulamada bu sürelerin zorunlu ve orantılı bir şekilde kullanılıp kullanılmadığına bağlıdır. Sulh Ceza Hâkiminin denetim imkanı (CMK m. 91/5), bu uygunluğun sağlanmasında kilit bir rol oynamaktadır.