Bir soruşturma kapsamında gözaltında tutulan bir kişiye işkence yapıldığı iddiası, CMK m. 141 vd. kapsamında açılacak bir tazminat davasında manevi tazminat miktarının belirlenmesinde nasıl bir rol oynar? Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/15352 E. sayılı kararı bu konuda hangi ilkelere işaret etmektedir?
Gözaltında işkence iddiası, CMK m. 141 vd. kapsamında açılacak tazminat davasında manevi tazminat miktarının belirlenmesinde çok önemli ve ağırlaştırıcı bir rol oynar. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/15352 E., 2014/1781 K. sayılı kararı, bu durumu detaylı bir şekilde ele almıştır. Kararda işkencenin bir 'insanlık suçu' olduğu, sadece bedensel değil, ruhsal yönden de acı çekmeye, algılama ve irade yeteneğinin etkilenmesine ve aşağılanmaya yol açtığı vurgulanmıştır. Yargıtay'a göre, gözaltı sırasında işkenceye maruz kalmak, CMK'da güvence altına alınan susma hakkı, müdafi ile görüşme hakkı, adil yargılanma hakkı gibi temel hakların ağır bir ihlalidir. Bu nedenle, manevi tazminat belirlenirken sadece haksız yere özgürlükten yoksun kalma değil, aynı zamanda işkence nedeniyle yaşanan travma, acı, ızdırap ve insan onurunun zedelenmesi de dikkate alınmalıdır. Yargıtay, işkencenin ispatlandığı durumlarda (örneğin, işkence yapan görevlilerin ceza alması gibi), mahkemenin, davacının sosyal ve ekonomik durumu, tutukluluk süresi gibi genel kriterlerin yanı sıra, işkencenin yarattığı tahrip edici etkileri de göz önüne alarak hakkaniyete uygun, caydırıcı ve tatmin edici, ancak zenginleşmeye yol açmayacak makul bir manevi tazminata hükmetmesi gerektiğini belirtmiştir.