Boşanmada mal paylaşımı davası görülürken, davalı eşin üzerine kayıtlı olan ve evlilik birliği içinde edinilmiş bir aracın değeri, dava sırasında (örneğin kaza nedeniyle) önemli ölçüde düşerse, bu değer düşüklüğü tasfiye hesabını nasıl etkiler? Alacaklı eşin bu durum karşısında bir hakkı var mıdır?
Bu durum, malın değerlemesinde hangi anın esas alınacağı kuralıyla çözülür. Kural olarak, malın değeri tasfiye anındaki (karar tarihindeki) sürüm (rayiç) değeri üzerinden hesaplanır. Dolayısıyla, dava sırasında meydana gelen ve malik eşin kusurundan kaynaklanmayan bir değer düşüklüğü (kaza, piyasa koşulları vb.), her iki eşin de katlanması gereken bir risktir. Tasfiye hesabına etkisi şöyledir: - Değer Tespiti: Mahkeme, aracın kaza sonrası, yani karar tarihindeki mevcut haliyle piyasa değerini bilirkişiye tespit ettirir. - Hesaplama: Katılma alacağı, bu düşmüş değer üzerinden hesaplanır. Örneğin, davanın başında 500.000 TL olan bir araç, kaza sonrası 100.000 TL'ye düşmüşse, paylaşıma tabi artık değer bu 100.000 TL üzerinden hesaplanacak ve diğer eşin alacağı da 50.000 TL olacaktır. Alacaklı Eşin Hakkı: Eğer değer düşüklüğü, malik olan eşin 'kasıtlı' veya 'ağır kusurlu' bir eyleminden kaynaklanıyorsa (örneğin, aracı bilerek tahrip etmişse veya alkollü araç kullanarak kazaya sebep olmuşsa), durum değişebilir. Bu durumda alacaklı eş, diğer eşin malvarlığını kötü niyetli olarak azalttığını iddia edebilir. TMK m. 229'daki 'katılma alacağını azaltma kastı' bu durumda kıyasen uygulanabilir. Alacaklı eş, mahkemeden, aracın değerinin kaza öncesi (veya hileli eylem öncesi) durumuna göre hesaplanmasını talep edebilir. Bu, dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağının (MK m. 2) bir gereğidir. Ancak ispat yükü, değer düşüklüğünün diğer eşin kasıt veya ağır kusurundan kaynaklandığını iddia eden alacaklı eşe aittir.