TCK m. 316'da düzenlenen 'suç için anlaşma' suçu ile TCK m. 37'de düzenlenen 'müşterek faillik' arasındaki ilişkiyi, suçun işleniş aşamaları açısından analiz ediniz.
Bu iki kavram, suça iştirakin farklı aşamalarını ve yoğunluklarını ifade eder ve birbiriyle yakından ilişkilidir. Suç İçin Anlaşma (TCK m. 316): Bu, belirli ve ağır suçlar (TCK m. 302-315 arası) için öngörülmüş, 'hazırlık hareketlerini' cezalandıran özel bir suç tipidir. Burada failler, suçu işlemeye karar vermiş ve bu konuda bir irade birliğine (anlaşmaya) varmışlardır. Ancak henüz suçun 'icra hareketlerine' başlamamışlardır. Suçun tamamlanması için sadece bu 'anlaşma' yeterlidir. Bu aşamada, faillerin iradesi henüz dış dünyaya suçun icrası olarak yansımamıştır. Müşterek Faillik (TCK m. 37): Bu ise genel bir iştirak şeklidir. Suçun kanuni tanımında yer alan fiili 'birlikte gerçekleştiren' kişilerden her birinin fail olarak sorumlu tutulmasını öngörür. Müşterek failliğin oluşabilmesi için, failler arasında hem 'suçu birlikte işleme kararı' (anlaşma) hem de bu karar doğrultusunda 'fiil üzerinde ortak hakimiyet kurarak' suçun icrasına iştirak etme unsurlarının bir arada bulunması gerekir. Yani, müşterek faillik, suçun 'icra' aşamasında ortaya çıkar. İlişkileri ve Aşamaları: 1. Aşama (Anlaşma): Failler, TCK m. 316 kapsamındaki bir suçu işlemek için anlaşırlar. Bu anda TCK m. 316 suçu tamamlanmış olur. 2. Aşama (İcra): Eğer bu failler, anlaştıkları bu suçu işlemeye başlarlarsa, yani suçun icra hareketlerine geçerlerse, bu andan itibaren aralarındaki ilişki 'müşterek faillik' (TCK m. 37) halini alır. Sonuç olarak, 'suç için anlaşma', müşterek failliğin temelini oluşturan 'birlikte suç işleme kararının' kendisinin, belirli suçlar açısından bağımsız bir suç olarak düzenlenmiş halidir. Anlaşma, icra aşamasına geçtiğinde, geçitli suç ilkesi gereği TCK m. 316'daki suç, amaç suçun (örneğin TCK m. 309'a teşebbüs) içinde erir ve failler artık bu amaç suçun 'müşterek failleri' olarak sorumlu tutulurlar.