Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/24713 E. sayılı kararında, UYAP sistemindeki teknik bir arıza nedeniyle yakalama kararının kaldırılamaması sonucu kişinin defalarca yakalanması, devletin hangi ilkeye dayanan sorumluluğunu doğurur? Bu sorumluluk kusura bağlı mıdır?
Bu durum, devletin 'hizmet kusuru' ilkesine dayanan sorumluluğunu doğurur. Hizmet kusuru, idarenin bir hizmeti kurarken, düzenlerken veya işletirken bir aksaklık, bozukluk, eksiklik veya gecikme göstermesi ve bu nedenle bireylerin zarara uğraması halinde ortaya çıkan bir sorumluluk türüdür. Bu sorumluluk, kural olarak idarenin personelinin kişisel kusuruna bağlı değildir; sistemin kendisindeki bir hatadan kaynaklanır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, 'Gerekçe ne olursa olsun, bir kamu hizmeti sayılan adalet hizmetini yürüten kamu görevlilerinin eylem ve işlemlerini... kişi hak ve özgürlüklerine azami oranda uyularak yürütmesi gerekmektedir.' denilerek, adalet hizmetinin bir bütün olarak düzgün işlemek zorunda olduğu vurgulanmıştır. UYAP sistemindeki teknik bir arıza, adalet hizmetinin işleyişindeki bir bozukluktur. Bu bozukluk nedeniyle, hakkında hukuki bir dayanak kalmamasına rağmen bir kişinin defalarca özgürlüğünden mahrum bırakılması, devletin hizmet kusurundan kaynaklanan bir haksız fiilidir. Bu sorumluluk, kusur sorumluluğundan farklı olarak 'kusursuz sorumluluk' ilkelerine yakındır. Yani, idarenin veya belirli bir memurun kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, hizmetin kötü işlemesi sonucu doğan zarardan devlet sorumlu tutulur. Bu nedenle, davacı CMK m. 141 uyarınca haksız yakalama ve gözaltı nedeniyle devletten tazminat talep etme hakkına sahip olur.