HMK m. 317(3)'e göre basit yargılama usulünde tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verememesi kuralı, davacının, davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yeni vakıalara ve delillere karşı savunmasız kalması anlamına mı gelir? Davacının bu durumda hakları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320184

Hayır, davacının savunmasız kalması anlamına gelmez. HMK m. 317(3)'teki kural, dilekçeler teatisi aşamasını sonlandırsa da, davacının savunma hakkı yargılamanın diğer aşamalarında korunmaktadır. Davacının bu durumda sahip olduğu haklar şunlardır: 1. Ön İnceleme Duruşması: HMK m. 320 uyarınca mahkeme, dilekçeler verildikten sonra bir ön inceleme duruşması yapar. Bu duruşmada taraflar, dilekçelerinde belirttikleri hususları sözlü olarak açıklama ve karşı tarafın iddia ve savunmalarına karşı beyanda bulunma imkanına sahiptirler. Davacı, bu duruşmada davalının cevap dilekçesindeki iddialarına ve delillerine karşı sözlü olarak cevap verebilir. 2. Tahkikat Aşaması: Ön incelemede tespit edilen uyuşmazlık noktaları üzerinden tahkikata geçilir. Tahkikat sırasında tanıklar dinlenir, bilirkişi raporları alınır, keşif yapılır. Davacı, bu delil toplama süreçlerine aktif olarak katılabilir, davalının tanıklarına soru sorabilir, bilirkişi raporuna itiraz edebilir. 3. Sözlü Yargılama ve Hüküm: Tahkikat bittikten sonra, HMK m. 321 uyarınca taraflara son sözleri (sözlü yargılama) sorulur. Davacı bu aşamada, davanın esası hakkındaki nihai beyanlarını sunarken, davalının cevap dilekçesindeki tüm hususları da kapsayan bir değerlendirme yapabilir. Dolayısıyla, yazılı olarak cevaba cevap veremese de, davacı duruşmalarda sözlü olarak ve delillerin tartışılması aşamasında davalının savunmalarına karşı kendi argümanlarını ve delillerini sunma hakkına sahiptir.