Bir ceza davasında, sanığın sorgusu yapıldıktan sonra mahkemece atanan zorunlu müdafiin, ilerleyen celselerde 'ek savunma' yapması, başlangıçta usulüne uygun yapılmayan sorgunun eksikliğini giderebilir mi?
Hayır, gideremez. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2014/2038 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'sorgu' ve 'ek savunma' farklı hukuki kurumlardır ve birbirlerinin yerine geçemezler. Sorgu (CMK m. 147), şüphelinin/sanığın kimlik tespiti yapıldıktan sonra kendisine yüklenen suçun anlatıldığı ve bu suçlamaya karşı savunmasının alındığı, muhakemenin temel ve zorunlu bir işlemidir. Özellikle zorunlu müdafilik gerektiren hallerde (CMK m. 150), müdafii hazır bulunmadan yapılan bir işlem hukuken 'sorgu' niteliği taşımaz ve bu, savunma hakkının esastan ihlalidir. Ek Savunma (CMK m. 226) ise, usulüne uygun bir sorgu ve yargılama yapıldıktan sonra, yargılamanın ilerleyen aşamalarında suç vasfının değişmesi veya cezanın ağırlaşmasını gerektiren bir durumun ortaya çıkması gibi 'özel' hallerde, sanığa bu yeni duruma karşı tanınan ek bir savunma hakkıdır. Dolayısıyla, temeli (usulüne uygun ilk sorgu) hiç atılmamış veya yanlış atılmış bir yapının üzerine, sonradan ek savunma gibi bir kat çıkarak temeldeki eksikliği gidermek mümkün değildir. Başlangıçta yapılan usuli hata, yani müdafii olmaksızın sorgu yapılması, sonradan verilen bir ek savunma hakkıyla telafi edilemez. Bu durum, mutlak bir bozma nedenidir.