Bir eşin, diğer eşin adına kayıtlı bir arsaya, kendi emeğiyle ve kişisel malvarlığından yaptığı harcamalarla bir ev inşa ettiğini varsayalım. Boşanma durumunda, arsa kişisel mal, ev ise edinilmiş mal mıdır? Bu durumda mal paylaşımı nasıl yapılır?
Bu durum, Medeni Hukuk'un eşya hukuku ilkeleri (bütünleyici parça/mütemmim cüz) ile mal rejimi hukukunun kesiştiği karmaşık bir konudur. Eşya Hukuku Açısından: Kural olarak, bir arazi üzerine yapılan yapı, arazinin 'bütünleyici parçası' (mütemmim cüzü) olur ve arazinin mülkiyetine tabi olur (TMK m. 684). Yani, arsa kimin kişisel malı ise, üzerine yapılan ev de hukuken o kişinin kişisel malı haline gelir. Ev, arsadan bağımsız bir mülkiyete konu olamaz. Mal Rejimi Hukuku Açısından: Ancak mal rejimi tasfiyesi açısından durum farklıdır. Evin inşasına katkıda bulunan eş, bu katkısının karşılığını talep etme hakkına sahiptir. Evin inşası için harcanan emek ve para, diğer eşin kişisel malı olan arsanın değerini önemli ölçüde artırmıştır. Bu durumda katkıyı yapan eş, TMK m. 227 uyarınca bir 'değer artış payı alacağı' talebinde bulunur. Paylaşım Yöntemi: Mahkeme, öncelikle arsanın evin inşasından önceki değeri ile evin inşasından sonraki (tasfiye anındaki) güncel değerini ayrı ayrı tespit eder. Aradaki fark, evin yarattığı değer artışıdır. Katkıyı yapan eş, bu değer artışının yaratılmasına kendi emeği ve/veya kişisel malvarlığı ile ne oranda katkıda bulunduğunu ispatlamalıdır. İspatlanan katkı oranı, yaratılan toplam değer artışına uygulanarak eşin alacağı hesaplanır. Yani, eş evin mülkiyetine ortak olamaz ama yarattığı değerden, katkısı oranında bir alacak hakkı elde eder.