Boşanmada mal paylaşımı davasında 'artık değere katılma alacağı'nın hesaplanmasında kullanılan 'sürüm (rayiç) değeri' nedir ve neden mal rejiminin sona erdiği tarih değil de tasfiye (karar) tarihi esas alınır?
'Sürüm (rayiç) değeri', bir malın tasfiye tarihindeki, yani mahkemenin karar verdiği tarihe en yakın zamandaki güncel piyasa alım-satım değerini ifade eder. Bu değer, genellikle bilirkişiler tarafından emsal satışlar, malın özellikleri, konumu gibi kriterler göz önüne alınarak belirlenir. Değerleme anı olarak mal rejiminin sona erdiği tarihin (boşanma davasının açıldığı tarih) değil de, tasfiye tarihinin (karar tarihi) esas alınmasının temel nedenleri şunlardır: 1. Enflasyon ve Değer Değişimleri: Türkiye gibi enflasyonist ekonomilerde, boşanma davasının açıldığı tarih ile mal paylaşımı davasının karara bağlandığı tarih arasında yıllar geçebilir. Bu süre içinde paranın alım gücü düşer ve malların değeri artar. Eğer boşanma davası tarihindeki değer esas alınırsa, alacaklı eşin alacağı reel olarak erimiş olur ve eline geçen parayla aynı değerde bir mal alması imkansızlaşır. Tasfiye anındaki güncel değerin esas alınması, alacağın reel değerini korur. 2. Adil Paylaşım: Malın değerindeki artış veya azalış, genellikle ekonomik konjonktürden kaynaklanır ve bu risk veya faydanın her iki eş tarafından da paylaşılması adildir. Eşlerden birinin, sırf dava uzun sürdüğü için malın değer artışından tek başına faydalanması veya değer kaybına tek başına katlanması hakkaniyete aykırı olurdu. 3. Kanuni Dayanak: TMK m. 232 ve 235/1, tasfiye sırasında malların 'sürüm değerlerinin' hesaba katılacağını belirtir. Yargıtay (örn: Y2.HD- 2021/7053 K.) bu 'tasfiye sırası' ifadesini, tasfiyenin yapıldığı an, yani karar anı olarak yorumlamaktadır. Bu, alacaklı eşin mağduriyetini önleyen ve hakkaniyeti sağlayan yerleşik bir içtihattır.