CMK m. 91(5) uyarınca Sulh Ceza Hakimliğine yapılan gözaltı kararına itirazda, hakimin incelemeyi 'evrak üzerinde' yapması, hukuki dinlenilme hakkı açısından bir eksiklik yaratır mı? Bu usulün tercih edilmesinin sebebi nedir?
Hakimin incelemeyi 'evrak üzerinde' yapması, ilk bakışta şüphelinin veya müdafiinin doğrudan dinlenmemesi nedeniyle hukuki dinlenilme hakkı açısından bir eksiklik olarak görülebilir. Ancak bu usul, kanun koyucunun iki temel amacı dengeleme çabasının bir sonucudur: 1. Sürat ve Etkinlik: Gözaltı, kişi hürriyetini doğrudan kısıtlayan ve doğası gereği geçici olan acil bir tedbirdir. Bu tedbirin hukuka uygunluğunun denetiminin de aynı şekilde hızlı ve etkin olması gerekir. Duruşma açmak, tarafları davet etmek gibi işlemler süreci uzatacaktır. Kanun, hakime 'derhal ve nihayet 24 saat dolmadan' karar verme zorunluluğu getirerek, haksız bir gözaltının bir an önce sonlandırılmasını hedefler. Evrak üzerinden inceleme, bu sürati sağlamanın en pratik yoludur. 2. Hakkın Özünün Korunması: Her ne kadar duruşma yapılmasa da, hukuki dinlenilme hakkının özü korunmaktadır. İtiraz eden taraf (şüpheli, müdafii vb.), itiraz dilekçesinde tüm iddia ve argümanlarını yazılı olarak sunma hakkına sahiptir. Hakim, bu dilekçeyi ve savcılığın soruşturma evrakını (gözaltı kararının gerekçelerini, mevcut delilleri) birlikte değerlendirir. Yani tarafların yazılı beyanları ve delilleri dikkate alınır. Bu, hukuki dinlenilme hakkının 'açıklama ve ispat hakkı' unsurunun yazılı olarak kullanılmasını sağlar. Sonuç olarak, kanun koyucu, kişi hürriyetinin kısıtlandığı bu acil durumda, yargılamanın süratli yapılması ihtiyacını, hukuki dinlenilme hakkının tam teşekküllü bir duruşma şeklinde kullanılmasına tercih etmiş, ancak hakkın özünü yazılı başvuru ve inceleme yoluyla korumuştur.