Hakkında sadece ifadesinin alınması amacıyla yakalama emri çıkarılan bir şahsın yakalandıktan sonra kaçmasını engellemek için ona fiziki müdahalede bulunan bir güvenlik görevlisinin eylemi, meşru müdafaa veya görevin ifası kapsamında değerlendirilebilir mi? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2019/118 E. sayılı kararı ışığında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320146

Bu durumda güvenlik görevlisinin eylemi meşru müdafaa değil, 'görevin ifası' (TCK m. 24/1) kapsamında bir hukuka uygunluk nedeni olarak değerlendirilebilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2019/118 E. sayılı kararında, hakkında yakalama emri çıkarılan kişinin, ifadesi alınıp serbest bırakılıncaya kadar 'gözaltında' olduğunun kabulü gerektiği belirtilmiştir. Bu hukuki statü tespiti önemlidir. - Gözaltındaki bir kişinin kaçması, kanuna aykırı bir davranıştır. - Güvenlik görevlisinin görevi, yakalanan bu kişiyi yetkili makamlar önüne çıkarılıncaya kadar muhafaza etmektir. - Bu görevi yerine getirirken, kaçmaya çalışan kişiyi durdurmak için 'orantılı' bir fiziki müdahalede bulunması, kanunun kendisine verdiği görevin doğal bir sonucudur. Dolayısıyla, güvenlik görevlisinin kaçmayı engellemek amacıyla ve orantılılık ilkesini aşmadan yaptığı fiziki müdahale (kolundan tutmak gibi), TCK m. 24/1 uyarınca 'kanun hükmünü icra' veya 'yetkili bir emri ifa' kapsamında hukuka uygun bir eylem olarak kabul edilir. Bu nedenle, görevli hakkında kasten yaralama gibi bir suçtan soruşturma yapılsa dahi, hukuka uygunluk nedeninin varlığı nedeniyle ceza verilmemesi gerekir. Yargıtay kararı da, bu statüdeki kişinin kaçmasına yardım eden başka bir sanığın eylemini 'kaçmaya imkan sağlama' (TCK m. 294) suçu olarak nitelendirerek, kaçma eyleminin hukuka aykırılığını ve görevlinin müdahale hakkının meşruiyetini zımnen teyit etmiştir.