TCK m. 316/2'de düzenlenen etkin pişmanlık hükmü ile TCK m. 36'da düzenlenen gönüllü vazgeçme arasındaki temel teorik fark nedir? 'Suç için anlaşma' suçu bağlamında bu iki kurum nasıl ayırt edilebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320142

Teorik olarak temel fark, failin eyleminden geri döndüğü anda suçun 'tamamlanmış' olup olmadığı noktasında yatar. 1. Gönüllü Vazgeçme (TCK m. 36): Bu kurum, failin suçun 'icra hareketlerine' başlamasından sonra, ancak suç 'tamamlanmadan' önce, kendi iradesiyle ve dış bir zorlama olmaksızın eylemlerine son vermesi veya neticenin gerçekleşmesini önlemesi halinde uygulanır. Gönüllü vazgeçme, suçun teşebbüs aşamasında kalmasını sağlar ve fail teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz (sadece o ana kadar işlediği fiil başka bir suç oluşturuyorsa ondan ceza alır). 2. Etkin Pişmanlık (TCK m. 316/2): Bu kurum ise, suç 'tamamlandıktan' sonra failin pişmanlık göstererek suçun olumsuz sonuçlarını gidermeye veya adalete yardımcı olmaya yönelik davranışlarda bulunması halinde, kanunda özel olarak öngörülen bir ceza indirimi veya cezasızlık sebebidir. 'Suç için anlaşma' (TCK m. 316) bağlamında ayrım şöyledir: TCK m. 316, 'anlaşma'nın gerçekleşmesiyle tamamlanan sırf hareketli bir suçtur. Eğer en az iki fail, elverişli vasıtalarla suç işlemek üzere anlaşırlarsa, suç o anda tamamlanmış olur. Bu tamamlanmış suçtan sonra, bir failin amaç suç işlenmeden veya soruşturma başlamadan önce ittifaktan çekilmesi, tamamlanmış bir suç sonrası pişmanlık olduğu için 'etkin pişmanlık' (TCK m. 316/2) kapsamındadır. Buna karşılık, eğer failler anlaşmak için görüşmelere başlamış ancak henüz tam bir irade birliğine (anlaşmaya) varamamışken, faillerden biri kendi isteğiyle görüşmelerden çekilirse, bu durum tamamlanmamış bir suçtan (suç için anlaşmaya teşebbüsten) 'gönüllü vazgeçme' olarak değerlendirilebilir.