Yabancıların Türkiye'de taşınmaz edinimi yoluyla vatandaşlık kazanması uygulamasında, 2644 sayılı Tapu Kanunu m. 35'te yapılan değişiklikle 'mütekabiliyet (karşılıklılık)' ilkesinin kaldırılmasını, Anayasa'nın 16. ve 35. maddeleri ışığında hukuki olarak tartışınız.
Tapu Kanunu m. 35'te yapılan değişiklikle, bir yabancının Türkiye'de taşınmaz edinebilmesi için kendi ülkesinin de Türk vatandaşlarına aynı hakkı tanıması şartı olan 'mütekabiliyet' ilkesi kaldırılmış ve bu konuda Cumhurbaşkanına yetki verilmiştir. Bu durumun anayasallığı şu çerçevede tartışılabilir: Lehe Argümanlar (Anayasa'ya Uygunluk): Anayasa m. 35, mülkiyet hakkını güvence altına alır ve bu hak kural olarak yabancıları da kapsar. Devletin, ekonomik kalkınmayı teşvik etmek, yabancı sermayeyi çekmek gibi meşru amaçlarla, yabancıların mülk edinimini kolaylaştırıcı düzenlemeler yapması, yasama organının takdir yetkisi içindedir. Mütekabiliyet, uluslararası ilişkilerde bir tercih meselesi olup, mutlak bir anayasal zorunluluk değildir. Devlet, egemenlik yetkisi kapsamında bu şarttan tek taraflı olarak vazgeçebilir. Aleyhe Argümanlar (Anayasa'ya Aykırılık Tartışması): Anayasa m. 16, 'Yabancıların temel hak ve hürriyetleri, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir' demektedir. Bu, sınırlama yetkisi verdiği gibi, düzenlemenin 'milletlerarası hukuk' ilkelerine (eşitlik, karşılıklılık gibi) uygun olması gerektiği şeklinde de yorumlanabilir. Bir Türk vatandaşının taşınmaz edinemediği bir ülkenin vatandaşına, tek taraflı olarak ve geniş imkanlarla (30 hektar gibi) mülk edinme hakkı tanınması, 'eşitlik' ilkesi ve ulusal çıkarlar açısından sorgulanabilir. Metinde de belirtildiği gibi, Devletin en temel unsuru olan toprakları üzerindeki egemenliğinin, ekonomik gerekçelerle de olsa, bu denli geniş bir şekilde yabancılara açılması, Devletin bağımsızlığı ve ülkenin sosyal yapısı üzerinde olumsuz etkiler yaratma potansiyeli taşıdığı için eleştirilebilir. Bu durum, bir 'imtiyaz' tanıma olarak da değerlendirilebilir.