Boşanmada mal kaçırma amacıyla yapılan devirlerde, malı devralan üçüncü kişinin sorumluluğu ne zaman ve hangi koşullarda doğar? Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/8978 K. sayılı kararına göre, mahkemenin bu tür bir davada üçüncü kişi aleyhine doğrudan bir alacak hükmü kurması mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320120

Mal rejiminin tasfiyesinde, malı devralan üçüncü kişinin sorumluluğu 'ikincil (tali)' niteliktedir ve ancak belirli koşullarda doğar. TMK m. 241 uyarınca, alacaklı eş, tasfiye sonunda borçlu eş aleyhine hükmedilen katılma alacağını, borçlu eşin mevcut malvarlığından tahsil edemezse, yani borçlu eşin malvarlığı borcu ödemeye yetmezse (aciz hali ispatlanırsa), eksik kalan miktar için devirden yararlanan üçüncü kişiye karşı dava açabilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/8978 K. sayılı kararında bu sıra açıkça vurgulanmıştır. Karara göre, mal paylaşımı davasında mahkeme, üçüncü kişinin sorumluluğuna doğrudan hükmedemez. Mahkeme, öncelikle katılma alacağını hesaplayıp borçlu eşin bu alacaktan sorumlu olduğuna karar vermelidir. Üçüncü kişi de davalı ise, onun hakkındaki dava ayrılmalı ve borçlu eş aleyhindeki davanın sonucu 'bekletici mesele' yapılmalıdır. Alacaklı eş, borçlu eşten alacağını tahsil edemediğini ispatladıktan sonra, ayrılan bu davaya devam edilerek üçüncü kişinin sorumluluğuna gidilebilir. Dolayısıyla, mahkemenin ilk aşamada üçüncü kişi aleyhine doğrudan bir alacak hükmü kurması usulen mümkün değildir.