Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/611 sayılı kararı ile Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2014/19357 sayılı kararı arasında, iddianamede talep edilen haksız tahrik hükümlerinin mahkemece uygulanmaması halinde ek savunma hakkının gerekip gerekmediği konusunda ortaya çıkan içtihat farklılığının temelini ve her iki görüşün hukuki argümanlarını açıklayınız.
Bu konuda Yargıtay içinde bir içtihat farklılığı mevcuttur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (K: 2013/611), iddianamede talep edilen bir indirim nedeninin (haksız tahrik gibi) mahkemece uygulanmamasının, CMK m. 226 kapsamında 'cezanın artırılmasını gerektiren bir hal' olarak kabul edilemeyeceği görüşündedir. CGK'ya göre sanık, yargılamanın başından itibaren haksız tahrik koşullarının varlığı veya yokluğu yönünden savunma yapma imkanına sahiptir. İddia makamının bu yönde bir talepte bulunması, mahkemenin bu taleple bağlı olduğu anlamına gelmez. Mahkemenin, delilleri takdir ederek indirim şartlarının oluşmadığına kanaat getirmesi, sanığın savunma hakkını kısıtlayan yeni bir durum ortaya çıkarmaz. Bu nedenle ek savunma hakkı gerekmez. Buna karşın, metinde atıf yapılan Yargıtay 1. ve 3. Ceza Dairesi gibi dairelerin kararlarında (örn: Y3CD-K:2014/19357) ise, iddianame ve mütalaanın sanığın savunma stratejisini belirleyen temel belgeler olduğu kabul edilir. İddia makamının dahi sanık lehine olduğunu düşündüğü bir indirim nedeninin mahkemece uygulanmaması, sanığın cezasını iddianamede öngörülene göre fiilen ağırlaştıran bir sonuç doğurur. Bu nedenle, sanığa bu yeni duruma, yani mahkemenin indirim nedenini neden uygulamadığına karşı savunma yapma fırsatı tanınmalı ve ek savunma hakkı verilmelidir. Bu görüş, savunma hakkının daha geniş yorumlanması gerektiği ilkesine dayanır.