Boşanma davası kesinleştikten sonra açılan mal paylaşımı davasında, bir eşin diğer eşten 'artık değere katılma alacağı' talebinde bulunabilmesi için, o malın edinilmesine bizzat katkıda bulunmuş olması şart mıdır? TMK m. 231 ve 236'yı esas alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320105

Hayır, şart değildir. Bu, 'edinilmiş mallara katılma rejimi'nin 'katkı payı alacağı'ndan en temel farkıdır. TMK m. 231'e göre 'artık değer', her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. TMK m. 236'ya göre de, her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Bu hakka 'katılma alacağı' denir. Bu alacağın doğması için, alacaklı eşin diğer eşin o malı edinmesine para veya emekle bizzat bir katkı sunmuş olması gerekmez. Yasal rejim, evlilik birliğinin bir ortaklık olduğu, eşlerin birliğe farklı şekillerde (biri çalışarak para kazanırken diğeri çocukların bakımı ve ev işleriyle ilgilenerek) emek verdiği ve bu ortak emeğin sonucu olan 'edinilmiş malların' paylaşılması gerektiği felsefesine dayanır. Dolayısıyla, bir eş hiç çalışmamış ve eve hiç para getirmemiş olsa bile, diğer eşin evlilik birliği içinde maaşıyla aldığı evin değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir. Katkı, yasa tarafından varsayılır (Yargıtay 8. Dairesi - Karar: 2012/12142).