CMK m. 91(7) uyarınca gözaltındaki kişinin sulh ceza hâkimi önüne çıkarıldığında sorgusunda müdafiin hazır bulunmasının hukuki anlamı ve önemi nedir? Bu hakkın ihlali ne gibi sonuçlar doğurur?
CMK m. 91(7)'ye göre, gözaltı süresi sonunda serbest bırakılmayan kişi en geç bu sürelerin sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir ve bu sorguda müdafii de hazır bulunur. Bu hüküm, adil yargılanma hakkının ve savunma hakkının en temel güvencelerinden biridir. Hukuki anlam ve önemi şunlardır: 1. Silahların Eşitliği: Şüpheli, karşısında devletin gücünü temsil eden iddia makamı (savcı) varken, hukuki bilgi ve deneyime sahip bir müdafiin yardımıyla daha dengeli bir konumda olur. 2. Hukuki Yardım: Müdafii, şüpheliye haklarını (susma hakkı, delil toplama talebi vb.) hatırlatır, sorgu sırasında yöneltilen soruların hukuka uygunluğunu denetler ve şüphelinin aleyhine olabilecek beyanlarda bulunmasını engeller. 3. Hak İhlallerinin Önlenmesi: Müdafiin varlığı, sorgu sırasında meydana gelebilecek olası kötü muamele, baskı veya hukuka aykırı yöntemlere karşı bir güvence ve denetim mekanizması oluşturur. Bu hakkın ihlali, yani şüphelinin sorgusunun müdafii hazır bulunmaksızın yapılması (şüphelinin vazgeçmesi hali hariç), CMK m. 148/4 uyarınca elde edilen ifadenin 'hukuka aykırı delil' sayılmasına neden olur. Hukuka aykırı deliller ise hükme esas alınamaz (CMK m. 217/2). Dolayısıyla, bu kuralın ihlali, sorguda elde edilen beyanların geçersizliğine ve yargılamanın seyrini etkileyebilecek ciddi sonuçlara yol açar.