Basit yargılama usulüne tabi bir davada, davalı iki haftalık cevap süresini kaçırmıştır. Daha sonraki bir aşamada zamanaşımı def'inde bulunmak isterse, bunun geçerli olmasının şartı nedir? 1086 sayılı HUMK dönemi ile 6100 sayılı HMK dönemi arasındaki farkı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320092

6100 sayılı HMK döneminde, süresi içinde cevap dilekçesi vermeyerek savunma hakkını kaybeden davalının, daha sonra zamanaşımı def'inde bulunabilmesi, HMK m. 141/2 uyarınca 'davacının açık muvafakatine' bağlıdır. Yani, davacı 'zamanaşımı def'inin incelenmesine açıkça rıza gösteriyorum' demezse, mahkeme bu defi dikkate alamaz. 1086 sayılı HUMK dönemi ile temel fark şudur: Eski kanun döneminde, süresinden sonra ileri sürülen zamanaşımı def'ine karşı davacı tarafın 'suskun kalması' veya hemen ve açıkça itiraz etmemesi, bu definin incelenmesine zımnen muvafakat ettiği şeklinde yorumlanıyordu. Ancak 6100 sayılı HMK ile bu uygulama değişmiş, 'açık muvafakat' şartı getirilmiştir. Bu değişiklik, savunmanın genişletilmesi yasağını daha katı bir şekilde uygulamayı ve yargılamanın seyrini daha öngörülebilir kılmayı amaçlamaktadır (Yargıtay 9. HD - Karar: 2016/17687).