Devletin, bir yabancıya Türk vatandaşlığı verirken sahip olduğu 'takdir yetkisi' ile, sonradan kazanılmış bir vatandaşlığı sona erdirirken sahip olduğu yetki arasında bir fark var mıdır? Anayasa m. 66 ve 'hukuki güvenlik' ilkesi açısından değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320084

Evet, çok önemli bir fark vardır. Vatandaşlık Verirken Takdir Yetkisi: TVK m. 10'da açıkça belirtildiği gibi, bir yabancının kanundaki tüm şartları taşıması, ona vatandaşlık kazanma konusunda mutlak bir hak vermez. Devlet, egemenlik hakkına dayanarak, başvuran yabancıyı kamu düzeni, milli güvenlik, ülkenin iç ve dış politikası gibi nedenlerle sakıncalı bulursa, takdir yetkisini kullanarak vatandaşlık talebini reddedebilir. Bu takdir yetkisi oldukça geniştir. Vatandaşlığı Sona Erdirirken Sınırlı Yetki: Ancak bir kişi Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra, Devletin onu vatandaşlıktan çıkarma yetkisi bu kadar geniş değildir. Anayasa m. 66'ya göre, vatandaşlık 'ancak kanunda belirtilen hallerde' kaybedilir ve 'hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz'. Bu, idarenin keyfi olarak, sadece takdir yetkisine dayanarak bir vatandaşlığı sona erdiremeyeceği anlamına gelir. 'Hukuki güvenlik' ve 'kazanılmış haklara saygı' ilkeleri gereği, vatandaşlığın sona erdirilmesi ancak kanunda açıkça sayılan sebeplerin (TVK m. 29'daki kaybettirme, m. 31'deki iptal, m. 40'taki geri alma) somut olarak gerçekleşmesi halinde mümkündür. Dolayısıyla, vatandaşlık verilirken geniş olan takdir yetkisi, vatandaşlık sona erdirilirken kanunda sayılan somut hukuki sebeplerle sınırlandırılmıştır.