6111 sayılı Kanun'un 2918 sayılı KTK'nın 98. maddesinde yaptığı değişiklikle, trafik kazası sonucu ortaya çıkan tedavi giderlerinden kim sorumlu hale gelmiştir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2016/373 sayılı kararına göre, sigorta şirketi veya Güvence Hesabının bu sorumluluktan kurtulması için prim aktarımı yapılmış olması bir ön koşul mudur?
6111 sayılı Kanun ile KTK m. 98'de yapılan değişiklikle, trafik kazaları sebebiyle sunulan sağlık hizmeti bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın 'Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)' tarafından karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenleme ile sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabı'nın tedavi giderlerine ilişkin yükümlülüklerinin sona ermesi öngörülmüştür. Bu yükümlülüğün sona ermesi karşılığında, sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı'nın topladıkları primlerin/katkı paylarının belirli bir oranını SGK'ya aktarmaları düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2016/373 K. 2019/524 sayılı kararında, bu aktarımın bir ön koşul olup olmadığı tartışılmıştır. Kurul, Kanun'un amacının tedavi giderleri sorumluluğunu tek elde (SGK'da) toplamak olduğunu, aktarımın yapılmamasının sigorta şirketlerinin sorumluluğunu devam ettireceği şeklinde yorumlanmasının Kanun'un amacına aykırı olacağını belirtmiştir. Karara göre, SGK'nın, süresinde aktarılmayan primleri 5510 sayılı Kanun'un 89. maddesine göre takip ve tahsil etme yetkisi vardır. Bu nedenle, aktarım fiilen yapılmamış olsa bile, 6111 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 25.02.2011'den itibaren sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabı'nın tedavi giderlerine ilişkin SGK'ya karşı rücu sorumluluğu sona ermiştir. Ancak bu durum, sigortasız araç işleteninin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.