Bir ceza davasında, iddianamede 'hırsızlık' olarak nitelendirilen bir eylemin, yargılama sırasında mahkeme tarafından 'yağma' suçu olarak değerlendirilmesi halinde, mahkemenin izlemesi gereken usuli yol nedir? Bu durum 'yargılamanın sınırlılığı' ilkesine aykırılık teşkil eder mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #320039

Hayır, bu durum 'yargılamanın sınırlılığı' (CMK m. 225) ilkesine aykırılık teşkil etmez. Çünkü bu ilke, mahkemenin iddianamede anlatılan 'fiil ve fail' ile bağlı olduğunu, iddianamede anlatılmayan bir fiilden dolayı yargılama yapamayacağını ifade eder. Ancak mahkemeler, iddia ve savunmayla bağlı olmaksızın, iddianamede anlatılan fiilin hukuki nitelendirmesini kendileri yapabilirler. Örnekte, fiil aynı kalmakla birlikte (bir malın alınması), hukuki nitelemesi (suç vasfı) değişmektedir. Bu durumda mahkemenin izlemesi gereken usuli yol CMK m. 226'da belirtilmiştir. Mahkeme, sanığa 'suç vasfının yağma suçuna dönüşme ihtimali nedeniyle' ek savunma hakkı vermelidir. Sanığa bu hak tanındıktan ve sanık/müdafii savunmasını yaptıktan sonra, mahkeme yağma suçundan mahkumiyet hükmü kurabilir. Ek savunma hakkı verilmeden doğrudan yağma suçundan hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve mutlak bir bozma nedenidir.