Basit yargılama usulünde, mahkemenin HMK m. 320/1 uyarınca tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verme yetkisinin sınırları, 'hukuki dinlenilme hakkı' (HMK m. 27) çerçevesinde nasıl çizilmelidir?
HMK m. 320/1, mahkemeye 'mümkün olan hallerde' dosya üzerinden karar verme yetkisi tanıyarak yargılamayı hızlandırmayı amaçlar. Ancak bu yetki sınırsız değildir ve temel sınırı HMK m. 27'deki 'hukuki dinlenilme hakkı'dır. Yargıtay'ın metinde yer alan çeşitli kararlarında (örn: 8. HD 2017/7944 E., 1. HD 2015/12569 E.) bu sınır net bir şekilde çizilmiştir. Buna göre; 1) Taraflar arasında maddi vakıalara ilişkin bir çekişme varsa (örneğin bir tanığın dinlenmesi gerekiyorsa), 2) Karar, tarafların temel hak ve özgürlüklerini doğrudan etkiliyorsa (vesayet, velayet gibi), 3) Kanun açıkça duruşma yapılmasını gerektiriyorsa, dosya üzerinden karar verilemez. Dosya üzerinden karar verilebilmesi, ancak tarafların iddia ve savunmalarını dilekçelerle tam olarak ortaya koyduğu ve yeni bir delil toplanmasına veya tarafların dinlenmesine gerek olmayan, hukuki nitelendirmeye ilişkin basit uyuşmazlıklar için 'mümkün' olabilir. Aksi bir uygulama, hukuki dinlenilme hakkının, dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelir.