Darbe suçları bağlamında, mevcut bir askeri hiyerarşi içinde, TSK'ya ait silahları kullanarak Anayasayı ihlale kalkışan bir grup subayın eylemi 'silahlı örgüt' (TCK m. 314) suçu kapsamında değerlendirilebilir mi? Metinde bu konuya ilişkin sunulan karşıt görüşleri tartışınız.
Bu konu, metinde de belirtildiği gibi son derece tartışmalıdır. Bir görüşe göre, bu eylem TCK m. 314 kapsamında bir 'silahlı örgüt' oluşturmaz. Bu görüşün argümanları şunlardır: Silahlı örgütler kendi mensupları ve kendi edindikleri silahlarla hareket ederken, darbeci yapı mevcut ve meşru bir devlet kurumunu (TSK) ve onun hiyerarşisi ile silahlarını kullanmaktadır. Amaçları, süreklilik arz eden terör eylemleri değil, tek bir eylemle (darbe) yönetimi ele geçirmektir. Bu nedenle bu yapı 'silahlı örgüt' değil, TCK m. 316'daki 'suç için anlaşma' kapsamında değerlendirilmelidir. Karşıt görüş (metinde de benimsenen görüş) ise; meşru bir silahlı teşkilatın hiyerarşisinin ve gücünün, anayasal düzeni yıkmak gibi illegal bir amaç için kullanılması halinde, bu yapının meşruiyetini yitirdiğini ve bizatihi bir 'silahlı terör örgütü' haline geldiğini savunur. Bu yoruma göre, yapının meşru görünümü aldatıcıdır; amaç ve eylemler illegal olduğu için, bu yapı, içinde yer alan mensuplarıyla birlikte TCK m.314 kapsamında bir silahlı örgüt olarak kabul edilmelidir. Çünkü Anayasayı ihlal gibi ağır suçlar ancak örgütlü bir yapı ile işlenebilir.