Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybedilmesi işlemlerinde idarenin 'takdir yetkisi' nasıl bir rol oynar? Vatandaşlığın kazanılmasındaki takdir yetkisi ile kaybedilmesindeki yetki arasında bir fark var mıdır?
Vatandaşlığın kazanılmasında idarenin (Cumhurbaşkanının) geniş bir takdir yetkisi vardır. TVK m. 10'da açıkça belirtildiği gibi, bir yabancının kanundaki tüm şartları taşıması, ona vatandaşlık için mutlak bir hak sağlamaz. Devlet, egemenlik hakkına dayanarak, milli güvenlik, kamu düzeni, dış politika gibi nedenlerle takdir yetkisini kullanarak başvuruyu reddedebilir. Ancak vatandaşlığın kaybedilmesinde durum farklıdır. Anayasa m. 66'ya göre vatandaşlık, 'ancak kanunda belirtilen hallerde' kaybedilebilir. Bu, idarenin keyfi olarak, takdir yetkisine dayanarak bir kişinin vatandaşlığına son veremeyeceği anlamına gelir. Vatandaşlığın kaybı (iptal, geri alma, kaybettirme) ancak kanunda sayılan somut ve objektif şartların (hile, idari hata, vatana ihanet vb.) varlığı halinde mümkündür. Kazanılmış bir hakkın, özellikle de vatandaşlık gibi temel bir hakkın, salt takdir yetkisiyle geri alınması 'hukuki güvenlik' ve 'hukuk devleti' ilkelerine aykırıdır.