Anlaşmalı boşanma protokolünde 'Tarafların birbirlerinden her türlü maddi ve manevi tazminat ile nafaka talepleri yoktur, tüm haklarımı aldım, başka bir isteğim yoktur' şeklinde bir ibare bulunması, daha sonra mal rejimi tasfiyesi davası açılmasına engel midir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nasıldır?
Hayır, engel değildir. Metinde de belirtildiği gibi, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan bu tür genel ve muğlak ifadeler, boşanmanın fer'i (eki) niteliğindeki taleplerden (nafaka, maddi/manevi tazminat, ev eşyaları vb.) feragat edildiği anlamına gelir. Mal rejiminin tasfiyesi (boşanmada mal paylaşımı) ise boşanmanın fer'i niteliğinde olmayan, ondan bağımsız, ayrı bir hukuki kurumdur. Dolayısıyla, mal paylaşımından feragat edildiğinin açıkça ve tereddüde yer vermeyecek şekilde ('edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağı haklarımdan feragat ediyorum' gibi) protokolde belirtilmemiş olması halinde, taraflar boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde mal rejimi tasfiyesi davası açma hakkına sahiptirler.