5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 31. maddesinin gerekçesinde, vatandaşlığın iptali için 'karar üzerinden on yıl geçmiş ise bu hüküm uygulanmayacaktır' ifadesi yer almaktadır. Kanun metninde yer almayan bu sürenin hukuki bağlayıcılığı var mıdır? Mahkeme, 12 yıl önce hile ile vatandaşlık kazandığı anlaşılan bir kişinin vatandaşlığının iptali kararını, bu gerekçeye dayanarak iptal edebilir mi?
Kanun metninde yer almayan ancak kanun gerekçesinde belirtilen bir sürenin hukuki bağlayıcılığı tartışmalıdır ve doğrudan değildir. Türk hukuk sisteminde, normlar hiyerarşisine göre kanun metni esastır. Kanun gerekçeleri, kanunun amacını ve ruhunu anlamada önemli bir 'yorum aracı'dır, ancak tek başlarına bağlayıcı bir norm değildir. Bir mahkeme, 12 yıl sonra yapılan bir iptal işlemini değerlendirirken, gerekçedeki bu 10 yıllık süreyi, kanun koyucunun niyetini ve hukuki güvenlik ilkesine verdiği önemi gösteren güçlü bir karine olarak dikkate alabilir. Mahkeme, bu gerekçeyi, hukukun genel ilkeleri (kazanılmış haklara saygı, hukuki istikrar) ile birlikte değerlendirerek, 10 yılı aşan bir süre sonra yapılan iptal işleminin hukuka aykırı olduğuna karar verebilir. Ancak, bu kararı sadece 'gerekçede 10 yıl yazıyor' diyerek değil, 'kanun koyucunun amacı, hukuki güvenlik ilkesi ve gerekçede belirtilen süre dikkate alındığında, bu kadar uzun bir süre sonra yapılan iptal işlemi hakkın kötüye kullanılmasıdır veya orantılılık ilkesine aykırıdır' şeklinde daha kapsamlı bir hukuki argümantasyonla gerekçelendirmelidir. Dolayısıyla, gerekçe tek başına bağlayıcı olmasa da, mahkemenin kararını etkileyen çok önemli bir yorum kriteridir.