Basit yargılama usulüne tabi bir davada, davalı vekili ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'inde bulunmuş, ancak mahkeme bu def'i, 'asıl işverenin sorumluluğunun alt işverenin sorumluluğunu aşamayacağı' gibi esasa ilişkin bir gerekçeyle değil de, usuli bir nedenle (örneğin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle) reddetmiştir. Bu karar hukuka uygun mudur?
Bu kararın hukuka uygun olup olmadığı, zamanaşımı def'inin gerçekten süresinde yapılıp yapılmadığına bağlıdır. HMK m. 317/2 uyarınca, ıslaha karşı zamanaşımı def'inin, ıslah dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde yapılması gerekir. Eğer davalı vekili bu süreye uymuşsa, mahkemenin bu def'i 'süresinde yapılmadığı' gerekçesiyle reddetmesi usule aykırı olur ve bozma nedenidir. Eğer davalı vekili bu süreyi kaçırmışsa ve davacı da bu def'e açıkça muvafakat etmemişse, mahkemenin def'i süre yönünden reddetmesi hukuka uygundur. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/4594 K. sayılı kararında tartışılan, asıl işveren-alt işveren ilişkisindeki zamanaşımı def'inin sirayeti meselesi, def'in usulen geçerli bir şekilde ileri sürülmüş olması ön koşuluna bağlıdır. Usulen geçersiz bir defi, mahkeme esasa girmeden reddeder.