Bir iş davasında, davacı işçi 30 gün raporlu olduğu döneme ilişkin ücret alacağı ve aynı dönem için fazla mesai ücreti talep etmiştir. Mahkemenin bu talepleri değerlendirirken, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödenen 'geçici iş göremezlik ödeneği'ni ve işçinin fiilen çalışmamasını nasıl dikkate alması gerekir?
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2015/23672 K. sayılı kararı ışığında mahkemenin bu iki talebi ayrı ayrı ve dikkatle değerlendirmesi gerekir: 1. **Ücret Alacağı:** 4857 sayılı İş Kanunu m. 48'e göre, hastalık nedeniyle çalışılmayan günlerde SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, aylık ücretli işçilerin ücretlerinden mahsup edilir. Dolayısıyla mahkeme, işçinin raporlu olduğu dönem için ücret alacağını hesaplarken, öncelikle SGK tarafından bu dönem için ödenen veya ödenmesi gereken geçici iş göremezlik ödeneği miktarını tespit etmeli ve bu miktarı işçinin hak ettiği ücretten düşmelidir. Kalan bir fark varsa, bu farka hükmetmelidir. SGK ödemesini dikkate almadan tam ücrete hükmetmesi hatalı olur. 2. **Fazla Mesai Ücreti:** Fazla mesai ücreti, işçinin fiilen normal çalışma süresinin üzerinde çalıştığı zamanlar için ödenen bir ücrettir. İşçinin raporlu olduğu ve fiilen çalışmadığı günler için fazla mesai yapmış olması mantıken ve hukuken mümkün değildir. Bu nedenle mahkeme, fazla mesai ücreti hesabı yapılırken, işçinin raporlu olduğu 30 günlük süreyi hesaptan tamamen çıkarmalıdır. Bu süreyi de hesaba katarak fazla mesai ücretine hükmetmesi, fiili çalışmaya dayanmayan bir alacağa hükmedilmesi anlamına geleceği için hatalıdır.