Yatırım yoluyla istisnai olarak Türk vatandaşlığı kazanan bir kişinin, vatandaşlık kararının TVK m. 40 uyarınca 'hukuki şartlar oluşmadan verildiği' gerekçesiyle geri alınması, devletin 'takdir yetkisi' ile açıklanabilir mi? Bu durumun 'hukuki güvenlik' ilkesiyle ilişkisini tartışınız.
Hayır, bu durum devletin 'takdir yetkisi' ile açıklanamaz. TVK m. 40'ta düzenlenen geri alma, idarenin takdir yetkisine dayanan bir işlem değil, hukuka aykırılığın tespiti ve bu aykırılığın giderilmesine yönelik bir işlemdir. 'Hukuki şartlar oluşmadan' karar verilmesi, idarenin baştan yaptığı bir hatayı, objektif bir hukuka aykırılığı ifade eder. 'Hukuki güvenlik ilkesi', kişilerin devletin işlemlerine güvenerek hayatlarını düzenlemelerini ve bu statülerinin keyfi olarak ellerinden alınmayacağına inanmalarını gerektirir. Bir kişi, devletin koyduğu kurallara uyarak ve idarenin kararıyla bir hak (vatandaşlık) kazandıktan sonra, idarenin sonradan 'ben o zaman takdir yetkimi yanlış kullanmışım' veya 'şimdi farklı düşünüyorum' gibi bir gerekçeyle bu hakkı geri alması, hukuki güvenlik ilkesini temelden sarsar. İdarenin takdir yetkisi, hakkın 'tesis' edilmesi aşamasında, yani ilk karar verilirken kullanılır. Hak tesis edildikten sonra, bu hakkın ortadan kaldırılması ancak kanunda açıkça belirtilen objektif sebeplere (hile, hata, kanuna aykırılık) dayanabilir. İdarenin kendi hatasına dayanan bir geri alma işlemini, özellikle de makul bir süre (Danıştay içtihatlarına göre 60 gün) geçtikten sonra yapması, hukuki güvenlik ilkesinin ve kazanılmış haklara saygı ilkesinin ağır bir ihlali olacaktır.