Danıştay 10. Dairesi'nin 2010/6304 K. sayılı kararında olduğu gibi, bir kamu görevlisinin 'atanma isteminin reddi' işlemine karşı açtığı davada, genel yetki kuralı (İYUK m. 32) uyarınca yetkili mahkeme işlemi yapan idarenin bulunduğu yer mahkemesi olarak belirlenmiştir. Bu durum, davacı kamu görevlisi için ne gibi pratik zorluklar yaratabilir ve kanun koyucunun İYUK m. 33'teki özel yetki kuralını getirme amacı bu zorluklarla nasıl ilişkilidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #319786

Bu durum, davacı kamu görevlisi için ciddi pratik zorluklar yaratabilir. Şöyle ki; örneğin Hakkari'de görev yapan bir memur, Ankara'daki bir bakanlığa atanma talebinde bulunduğunda ve bu talebi reddedildiğinde, davasını işlemi yapan bakanlığın bulunduğu yer olan Ankara'da açmak zorunda kalacaktır. Bu, davacının dava takibi için sürekli olarak görev yerinden uzakta olan bir şehre gitmesini, avukat tutacaksa o şehirde bir avukatla anlaşmasını, duruşmalara katılımda zorluk yaşamasını ve ek masraflara katlanmasını gerektirir. Kanun koyucunun İYUK m. 33'te, gerçekleşmiş atama ve nakil davaları için 'yeni veya eski görev yeri' mahkemesini yetkili kılarak özel bir yetki kuralı getirmesinin temel amacı, tam da bu zorlukları ortadan kaldırmaktır. Bu özel kural, kamu görevlisine, kendi görev yaptığı veya yeni atandığı yerde, yani kendisine en yakın ve en kolay ulaşabileceği mahkemede dava açma imkanı tanıyarak, hak arama özgürlüğünü kolaylaştırmayı ve yargılamaya erişimini fiilen sağlamayı hedefler. Atanma isteminin reddi davalarının bu kapsamda değerlendirilmemesi, kanun koyucunun bu amacının bu tür davalar için gerçekleşmemesi sonucunu doğurmaktadır.