TCK m. 316'nın gerekçesinde, suçun oluşabilmesi için 'suçun işlenmesinde anlaşanların, vasıtayı da saptamış olmaları gerekir' denilmektedir. Bu ifade, anlaşma sırasında elverişli vasıtanın faillerin elinde fiilen bulunmasının zorunlu olduğu anlamına mı gelir?
Hayır, bu ifade elverişli vasıtanın anlaşma sırasında faillerin elinde fiilen bulunmasının zorunlu olduğu anlamına gelmez. Metindeki analizde de belirtildiği gibi, 'vasıtayı saptamış olmak', anlaşmanın ciddiyetini ve eyleme geçme niyetinin somutluğunu gösteren bir unsurdur. Suç için anlaşanların, amaçladıkları suçu (örn: Hükümeti devirme) hangi araçlarla (örn: belirli kışlalardaki tanklar, ele geçirilecek silahlar, kullanılacak iletişim sistemleri vb.) işleyecekleri konusunda bir belirleme yapmış olmaları yeterlidir. Bu vasıtanın o an elde bulunması veya kullanıma hazır olması şart değildir. Önemli olan, saptanan bu vasıtanın, amaçlanan suçu işlemeye objektif olarak elverişli olması ve failler tarafından ulaşılabilir, temin edilebilir veya kullanılabilir nitelikte olmasıdır. Anlaşmanın soyut bir temenniden öte, icraya yönelik bir plan aşamasına geçtiğini gösteren bu 'saptama' unsuru, suçun oluşumu için yeterlidir.