HMK m. 317'nin lafzı ve Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1575 E. sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, velayetin değiştirilmesi gibi kamu düzenine ilişkin ve 'resen araştırma ilkesi'nin geçerli olduğu basit yargılama usulüne tabi bir davada, tarafların dilekçelerinde dayandıkları delilleri (örneğin tanık listesi) sunmamaları, mahkemenin bu delilleri hiç toplamadan karar vermesine gerekçe olabilir mi? Bu iki ilke (taraflarca getirilme / resen araştırma) nasıl bağdaştırılmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #319703

Hayır, gerekçe olamaz. Velayetin değiştirilmesi davaları kamu düzenine ilişkindir ve bu davalarda 'resen araştırma ilkesi' geçerlidir (TMK m. 335 vd., HMK m. 385/2). Bu ilke, hakimin tarafların bildirdiği delillerle bağlı olmadığını, davanın aydınlatılması için gerekli gördüğü tüm delilleri kendiliğinden toplayabileceğini ifade eder. HMK m. 317-318'deki basit yargılama usulüne ilişkin kurallar (dilekçeyle delil sunma zorunluluğu gibi) taraflarca getirilme ilkesinin geçerli olduğu davalar için birincil derecede önemlidir. Ancak resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu velayet davasında, bu usul kuralları, hakimin resen araştırma yapma ve delil toplama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. YHGK'nın ilgili kararında da vurgulandığı gibi, davacı tanık deliline dayanmışsa, mahkemenin 'somutlaştırma yükü yerine getirilmedi' gibi usuli bir gerekçeyle bu delili toplamaktan kaçınması, 'hukuki dinlenilme hakkı'nın (HMK m. 27) ve asıl olan 'çocuğun üstün yararı' ilkesinin ihlaline yol açar. Bu tür davalarda hakim, usuli eksikliklere takılmadan, gerçeği ve çocuğun menfaatini ortaya çıkarmak için gerekli tüm delilleri (tanık, uzman raporu vb.) toplamakla yükümlüdür.