Bir ceza davasında sanık, iddianamede yer alan sevk maddelerinden daha az cezayı gerektiren bir suçtan mahkum edilmiştir. Örneğin, TCK m. 106/1-1. cümle (nitelikli tehdit) ile dava açılmış, ancak mahkeme eylemi TCK m. 106/1-2. cümle (sair tehdit) kapsamında değerlendirerek ceza vermiştir. Bu durumda sanığa CMK m. 226 uyarınca ek savunma hakkı verilmesi gerekir mi? Yargıtay'ın yaklaşımını hukuki gerekçesiyle açıklayınız.
Hayır, bu durumda sanığa ek savunma hakkı verilmesi gerekmez. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2015/26677 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, CMK m. 226'nın amacı, sanığı aleyhine gelişen, hakkında daha ağır bir yaptırım uygulanmasını gerektiren veya suçun hukuki niteliğinin tamamen değiştiği durumlara karşı savunmasını hazırlayabilmesini sağlamaktır. İncelenen örnekte, suçun hukuki niteliği (tehdit suçu) değişmemiştir. Sadece aynı suçun daha az ceza gerektiren basit hali uygulanmıştır. Bu durum, sanık aleyhine değil, lehine bir gelişmedir ve cezanın artırılmasını gerektiren bir hal değildir. Sanık, yargılamanın başından itibaren tehdit suçuna karşı savunmasını yapmıştır. Daha hafif bir ceza ile sonuçlanan bu nitelendirme değişikliği, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelmediğinden, mahkemenin ek savunma hakkı vermeden karar kurması hukuka uygundur.