Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2009/8-111 E. sayılı kararı ışığında, 5271 sayılı CMK'nın 250. maddesi uyarınca kurulan Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemesi'nde, 'suç işlemek için örgüt kurma' suçundan beraat kararı verildiğinde, bu suçla bağlantılı olarak görülen ancak CMK m. 250 kapsamında olmayan diğer suçlar (örneğin, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) açısından mahkemenin nasıl bir usuli karar vermesi gerekir? Bu durumun 'dava ekonomisi' ilkesi karşısındaki konumunu ve kararın hukuki dayanağını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #319699

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ilgili kararında ve Yargıtay C.Başsavcılığı itirazında belirtildiği üzere, Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemesi, görev alanını belirleyen temel suç olan 'örgüt' suçundan beraat kararı verdiğinde, bu suçla arasındaki bağlantı (irtibat) kopmuş olur. Bu durumda mahkemenin, görev alanına girmeyen diğer suçlar açısından yargılamaya devam etmeyip 'görevsizlik kararı' vererek dosyayı genel görevli mahkemeye göndermesi gerekir. Bu zorunluluk, CMK m. 252/1-g'nin 'Bu Kanunun 6 ncı maddesi, 250 nci madde kapsamına giren suçlara bakan ağır ceza mahkemeleri hakkında uygulanmaz' hükmünden kaynaklanmaktadır. Bu hüküm, özel görevli mahkemelere, genel mahkemelerden farklı olarak, iddianamenin kabulünden sonra dahi görevsizlik kararı verme imkanı tanımaktadır. 'Dava ekonomisi', 'adalet dağıtımında istikrar ve sürat' gibi ilkeler, kanunun açık ve emredici görev kurallarını bertaraf edemez. Özellikle sanık hakları açısından daha kısıtlayıcı usullere (uzun gözaltı ve tutukluluk süreleri gibi) sahip olan özel görevli mahkemelerin, görev alanı dışına çıkarak yargılama yapması 'doğal yargıç' ilkesine aykırılık oluşturur. Dolayısıyla, örgüt suçundan beraatle birlikte bağlantı koptuğu anda, mahkemenin görevsizlik kararı vermesi usuli bir zorunluluktur.