Eşlerden biri, diğer eşin haberi olmaksızın, evlilik birliği içinde edinilmiş olan bir taşınmazı üçüncü bir kişiye bağışlamıştır. Boşanmada mal paylaşımı davasında bu bağışlama işleminin akıbeti ne olur? Bu durum, malı devralan üçüncü kişi aleyhine dava açma hakkı verir mi?
Bu bağışlama işlemi, TMK m. 229 uyarınca, tasfiye sırasında mal varlığına 'eklenecek bir değer' olarak kabul edilir. Kural olarak, bir eşin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yaptığı olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar (bağışlama gibi) hesaba katılır. Bu durumda, bağışlanan taşınmaz sanki hala malik eşin malvarlığında mevcutmuş gibi, tasfiye anındaki rayiç değeri üzerinden hesaba dahil edilir ve diğer eşin katılma alacağı bu değer de göz önünde bulundurularak hesaplanır. Bu durum, doğrudan üçüncü kişi aleyhine dava açma hakkı vermez. Davacı eş, katılma alacağını öncelikle bağışı yapan borçlu eşten talep eder. Ancak, hükmedilen alacağın tahsili sırasında borçlu eşin malvarlığı bu borcu ödemeye yetmezse, davacı eş TMK m. 241 uyarınca, eksik kalan alacak miktarıyla sınırlı olmak üzere, karşılıksız kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiden bu alacağın ödenmesini talep etmek üzere dava açabilir. Üçüncü kişinin sorumluluğu, kazandırmanın değeri ile sınırlıdır ve ikincil niteliktedir.