HMK m. 232/6'ya göre, hükümde kanun yoluna başvuru süresinin 'tefhimden itibaren' mi yoksa 'tebliğden itibaren' mi başlayacağının açıkça gösterilmesi gerekir. Bu iki durum arasındaki fark nedir ve hangi durumlarda hangisi geçerlidir?
Bu iki durum arasındaki fark, sürenin başlangıç anıdır. 'Tefhim', kararın duruşmada tarafların yüzüne karşı okunmasıdır. 'Tebliğ', kararın yazılı bir suretinin tarafların adresine resmi yollarla gönderilmesidir. Kural olarak, duruşmada hazır bulunan taraf için kanun yolu süresi 'tefhim' ile başlar. Duruşmada hazır olmayan (yokluğunda karar verilen) taraf için ise süre, gerekçeli kararın kendisine 'tebliğ' edilmesiyle başlar. Mahkemenin hüküm fıkrasında, tarafın duruşmada hazır olup olmamasına göre, sürenin tefhimden mi yoksa tebliğden mi başlayacağını açıkça ve doğru bir şekilde belirtmesi, tarafın hak kaybına uğramaması için CMK m. 232/6 gereği bir zorunluluktur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/6534 E. sayılı kararı, bu konuda yapılan hatanın kanun yoluna başvuru hakkını ihlal ettiğini ve HAGB kararının kesinleşmesini engellediğini belirtmiştir.