Bir tacirin, tacir olmayan bir kişiye karşı açtığı davada, tacir olmayan tarafın ticari defter tutma yükümlülüğü olmamasına rağmen, HMK m. 222/5 (eski hali) nasıl bir sonuç doğuruyordu? Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/13888 E. sayılı kararındaki durum bu açıdan neden hatalı bulunmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318568

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2015/13888 E. sayılı kararında, mahkemenin, ispat yükü kendisinde olan davacının ticari defterlerine dayanmamasına ve davalı kulübün (tacir değil) defterlerini sunmaması üzerine 'davayı kabul etmiş sayılacağına' karar vermesi hatalı bulunmuştur. Bunun sebebi, HMK m. 222'deki ticari defterlerin delil olmasına ilişkin kuralların kural olarak her iki tarafın da tacir olduğu ticari davalarda uygulanmasıdır. Kararda atıf yapılan eski HMK m. 222/5'teki 'Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır' hükmü, davacının 'münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine' delil olarak dayanması halinde uygulanabilirdi. Olayda ise ispat yükü davacıdadır ve davacı iddiasını kendi delilleriyle ispatlamak zorundadır. Davalı tacir olmadığı için defter tutma yükümlülüğü yoktur ve defter sunmamasından aleyhine bir sonuç çıkarılamaz. Mahkeme, ispat yükünü ters çevirerek hatalı karar vermiştir.