Bir haksız fiil davasında, davalılar birden fazla ve farklı yerleşim yerlerine sahip iseler, davacı HMK m. 16'da belirtilen (haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer, zarar görenin yerleşim yeri) seçimlik yetki kurallarından birini kullanarak davayı açabilir mi, yoksa HMK m. 7/1 uyarınca ortak yetkili bir mahkemede mi açmalıdır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1708 E. sayılı kararını bu bağlamda analiz ediniz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1708 E. sayılı kararında tartışılan uyuşmazlık tam olarak bu konuya ilişkindir. Kurul, haksız fiil hukuksal nedenine dayalı davalar yönünden HMK m. 7'nin 'kesin' yetki kuralı içerip içermediğini değerlendirmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2017/7687 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, HMK m. 16'daki yetki kuralları kesin yetki niteliğinde olmayıp, davacıya seçimlik hak tanır. Davacı, bu seçimlik haklarından birini veya davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesini (HMK m. 6 ve m. 7/1) tercih edebilir. HMK m. 7/1'in ikinci cümlesindeki ortak yetki kuralı, ancak kanunda 'davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme'nin 'kesin yetki' olarak özel bir hükümle belirtildiği durumlarda (örneğin Kamulaştırma Kanunu m. 37 gibi) uygulanır. Haksız fiillerde ise HMK m. 16 davacıya seçimlik haklar tanıdığından, HMK m. 7/1'deki istisna bu durumda uygulanmaz. Davacı, HMK m. 16'daki veya HMK m. 7/1'deki yetkili mahkemelerden birini seçebilir.