Bir eser sözleşmesine dayalı alacak davasında, sözleşme ilişkisini inkâr eden davalı, mahkemenin usulüne uygun davetiyesine rağmen duruşmalara katılmamış ve delil bildirmemiştir. Davacı taraf tanık dinletmiştir. Davalının yokluğunda dinlenen tanık beyanlarına dayanılarak davanın kabul edilmesi hukuka uygun mudur? Davalının duruşmaya katılmamasının, tanık dinlenilmesine 'zımni muvafakat' olarak yorumlanıp yorumlanamayacağını HMK m. 200/2 çerçevesinde tartışınız. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi - Esas : 2014/6175 Karar : 2015/2999)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318466

Davalının yokluğunda dinlenen tanık beyanlarına dayanılarak davanın kabul edilmesi hukuka uygun değildir. Davalının duruşmaya katılmaması, tanık dinlenilmesine 'zımni (örtülü) muvafakat' olarak yorumlanamaz. 1) HMK m. 200/2'nin Açık Hükmü: HMK m. 200'deki senetle ispat sınırını aşan hukuki işlemlerin tanıkla ispat edilebilmesi için, kanun 'karşı tarafın açık muvafakati' şartını aramıştır. 'Açık muvafakat', tarafın tanık dinlenmesine rıza gösterdiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde, sözlü olarak duruşmada veya yazılı olarak bir dilekçeyle beyan etmesidir. 2) Zımni Muvafakatın Geçersizliği: Hukukta, kanunun açıkça 'açık' bir irade beyanı aradığı durumlarda, susma veya hareketsiz kalma gibi durumlardan zımni bir kabul veya muvafakat sonucu çıkarılamaz. Davalının duruşmalara katılmaması, tanık dinlenmesine muvafakat ettiği anlamına gelmez. Bu durum, sadece yargılamanın onun yokluğunda devam etmesine ve kendi yokluğunda yapılan işlemlere itiraz hakkını kaybetmesine (HMK m. 147 vd.) neden olur; ancak bu, kanunun aradığı 'açık muvafakat' şartını ortadan kaldırmaz. 3) Yargıtay Kararı: Metindeki Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2014/6175 E. sayılı kararı bu konuyu net bir şekilde açıklamaktadır: 'Duruşmalara katılmayan davalının tanık dinlenilmesine açık muvafakati bulunmamaktadır. Yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge bulunmadığı gibi tanıkla ispatı mümkün kılan diğer hallerin varlığı da mevcut olmadıkça ya da yazılı delil başlangıcı olmaksızın karşı tarafın açık muvafakati olmadan tanık dinlenmesi mümkün olmadığı gibi dinlemiş olsa dahi beyanları hükme esas alınamaz.' Kararda, açık muvafakat olmadan dinlenen tanık beyanına dayanılarak hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır. Sonuç olarak, senetle ispat kuralının geçerli olduğu bir davada, davalının duruşmalara gelmemesi, HMK m. 200/2'nin aradığı 'açık muvafakat' şartını sağlamaz. Mahkemenin, delil başlangıcı gibi başka bir istisna hali de bulunmuyorsa, davalının yokluğunda dinlediği tanık beyanlarına dayanarak hüküm kurması, usul kanununa açık bir aykırılık teşkil eder ve bu karar Yargıtay tarafından bozulur.