Bir memur hakkında 375 sayılı KHK Geçici 35. madde kapsamında yürütülen soruşturmada, Değerlendirme Komisyonu tarafından memurun FETÖ/PDY üyeleri tarafından fişlendiği bir 'SD Kart Kodlaması' (örneğin SAY, EA, SC) delil olarak kullanılmıştır. Ancak bu kodlamanın ne anlama geldiği ve hangi verilere dayandığı belirsizdir ve memur hakkındaki adli soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Bu 'kodlama' delilinin, idari yargı denetimindeki ispat gücü nedir? (İstanbul 9. ve 10. İdare Mahkemeleri kararları çerçevesinde analiz ediniz.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318388

Bu tür bir 'SD Kart Kodlaması', tek başına ve içeriği somut verilerle desteklenmeden, bir kamu görevlisinin ihraç edilmesi için hukuken yeterli bir delil olarak kabul edilemez. İdari yargı, bu tür delilleri değerlendirirken sıkı bir denetim yapar. 1) Delilin Niteliği ve Belirsizliği: 'Kodlama' olarak adlandırılan bu delil, örgüt tarafından tek taraflı olarak, sübjektif kriterlere göre ve kim tarafından yapıldığı belli olmayan bir fişleme faaliyetidir. Kodların (SAY, EA, SC vb.) ne anlama geldiği dahi genellikle yine örgüt içi dokümanlardan çıkarılan 'değerlendirmelere' dayanmaktadır. Bu durum, delilin nesnelliği ve güvenilirliği konusunda ciddi şüpheler yaratır. Bir kişinin, kendi iradesi ve katılımı dışında, bir örgüt tarafından fişlenmiş olması, o kişinin o örgütle 'irtibat ve iltisakı' olduğunu göstermez. Tam tersine, örgütün o kişiyi kendi perspektifinden nasıl gördüğünü gösterir. 2) Diğer Delillerle Bütüncül Değerlendirme Zorunluluğu: Bu tür bir kodlama verisi, ancak kişiyi örgütle ilişkilendiren başka somut ve objektif delillerle (ByLock, Bank Asya'ya talimatla para yatırma, örgütsel faaliyetlere katılımı gösteren tanık beyanı vb.) destekleniyorsa bir anlam ifade edebilir. Tek başına kullanıldığında, varsayımdan öteye geçmez. 3) İdari Yargı Kararları: Metinde atıf yapılan İstanbul 9. ve 10. İdare Mahkemeleri'nin kararları, idari yargının bu konudaki yaklaşımını göstermektedir. - İstanbul 9. İdare Mahkemesi Kararı: Mahkeme, 'SAY' kodlamasının davacının dosyadaki durumuyla örtüşmediğini, 'SC' kodlamasının ise tam tersine örgüte uzak kişilere ilişkin olduğunu belirtmiş ve kodlama dışında somut delil bulunmadığı, ayrıca adli soruşturmada KYOK kararı verildiği gerekçesiyle işlemi iptal etmiştir. Bu, mahkemenin kodlamaları körü körüne kabul etmediğini, içeriğini ve dosyadaki diğer verilerle tutarlılığını denetlediğini gösterir. - İstanbul 10. İdare Mahkemesi Kararı: Benzer şekilde, mahkeme, micro SD karttaki kodlama dışında, davacının örgütle bağını gösteren hiçbir somut delil (ByLock, Bank Asya, SGK kaydı, tanık beyanı vb.) bulunmadığını ve hakkında KYOK kararı verildiğini tespit ederek işlemi iptal etmiştir. Sonuç olarak, 'SD Kart Kodlaması' gibi istihbari nitelikteki, tek taraflı ve içeriği belirsiz fişleme kayıtları, hukuka uygun bir idari işlemin tek ve temel gerekçesi olamaz. İdari yargı, bu tür delilleri diğer somut ve güvenilir kanıtlarla desteklenip desteklenmediği, adli makamların tespitiyle çelişip çelişmediği ve genel olarak dosya bütünlüğü içinde bir anlam ifade edip etmediği yönünden titizlikle denetler. Tek başına bu delile dayanan bir ihraç kararı, hukuka aykırı bulunur.