Bir ceza mahkemesi, gerekçeli kararında CMK m. 230'da sayılan unsurlara (iddia ve savunmanın özeti, delillerin tartışılması, ulaşılan kanaat vb.) yer vermeden, son derece kısa ve soyut bir gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurmuştur. Yargıtay bu durumu nasıl değerlendirir ve bu, hangi tür bir bozma nedenidir? (Yargıtay 6. Ceza Dairesi - Esas : 2015/1823 Karar : 2018/1002)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #318382

Bu durum, Yargıtay tarafından 'gerekçesizlik' olarak nitelendirilir ve CMK m. 289/1-g uyarınca 'hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi' nedeniyle, kanuna kesin aykırılık hallerinden birini oluşturur. Bu, 'mutlak bir bozma nedeni'dir. 1) Gerekçeli Karar Yükümlülüğü: Anayasa'nın 141. ve CMK'nın 34. maddesi uyarınca tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Gerekçe, hâkimin vicdani kanaatine nasıl ulaştığını, delilleri nasıl değerlendirdiğini, tarafların iddia ve savunmalarını nasıl karşıladığını gösteren, kararın mantıksal ve hukuki temelidir. Bu, hem tarafların kararı anlaması ve kanun yoluna etkin başvurabilmesi hem de Yargıtay'ın hukuki denetim yapabilmesi için elzemdir. 2) CMK m. 230'daki Unsurlar: CMK m. 230, bir mahkumiyet hükmünün gerekçesinde nelerin bulunması gerektiğini ayrıntılı olarak saymıştır. Bunlar arasında; iddia ve savunmaların özeti, delillerin tek tek gösterilmesi, bu delillerin tartışılması, hangisine neden üstünlük tanındığının açıklanması, ulaşılan sonuca göre sanığın suç oluşturan fiilinin ne olduğunun tespiti ve hukuki nitelendirilmesi gibi unsurlar yer alır. Bu unsurları içermeyen bir gerekçe, yasal anlamda 'gerekçe' sayılmaz. 3) Yargıtay'ın Yaklaşımı: Metindeki Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2015/1823 sayılı kararı, bu konudaki yerleşik içtihadı yansıtmaktadır. Kararda, 'gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerektiği' vurgulanmış ve CMK m. 230'daki unsurları içermeyen bir hükmün 'gerekçeden yoksun' olduğu belirtilmiştir. Yargıtay, bu eksikliği CMK m. 289/1-g kapsamında 'mutlak bozma nedeni' olarak kabul eder. Mutlak bozma nedeni olması, temyiz incelemesi sırasında başka hiçbir konuya bakılmaksızın, sadece bu usuli aykırılığın varlığının hükmün bozulması için yeterli olduğu anlamına gelir. Sonuç olarak, mahkemenin CMK m. 230'daki unsurları taşımayan, soyut ve yetersiz bir gerekçeyle hüküm kurması, adil yargılanma hakkının ihlali ve kanuna kesin aykırılık halidir. Yargıtay, bu tür bir kararı esastan incelemeden, doğrudan bu usuli nedenle bozar ve dosyayı, usulüne uygun, gerekçeli bir karar kurulması için ilk derece mahkemesine geri gönderir.